Big Data


Kaynak

Post Divider

Büyük veri reklamı nasıl dönüştürecek?


Bu yılın ve gelecekteki en az 5 yılın sanırım en önemli konusu büyük veri (Big Data) olacak. Büyük çaplı veri setlerinden anlamlı sonuçlar çıkartarak, son kullanıcının beklentileri konusunda stratejileri yeniden şekillendirebilen firmalar giderek öne çıkacaklar. Reklamın da bundan kendine düşen payı alması kaçınılmaz gibi gözüküyor.
Elinin altında büyük bir kullanıcı veri tabanı tutan, böyle bir veri tabanı yoksa bile internetin getirdiği olanakları kullanarak hali hazırda var olan verilerin gücünden faydalanan reklam kampanyaları, mutlaka diğerlerine oranla daha başarılı olacaktır. Çok basit bir örnekten söz edeyim. Focus group ile çalışmaya alışkın bir firma için bir zamanlar yaptığım bir danışmanlıkta, hem reklamcıyı hem de reklam vereni gereksiz yere kullanacakları bir masraftan kurtarmıştım. Kendi yaptıkları çalışma sonucunda, özellikle gençlerin yoğun olarak cep telefonu kullandıklarını sağtamışlardı. Bu nedenle yapacakları çalışmanın mutlaka bir cep telefonu uygulamasına dönüşmesi gerektiğini düşünüyorlardı. 15-20 kişi ile yürütülmüş olan grup çalışmasının onlara verdiği sonuç buydu. Yaptığım bir ön çalışma ile sosyal medyada gençlerin aktif olduğu alanlarda 15.000 farlklı kullanıcının hangi araçları kullanarak katılım gösterdiğini inceledim. Herhangi bir platformda 1 kez mobil gönderi yapmış kullanıcıyı, interneti mobil platformlar üzerinden de kullanıyormuş varsayarak bir sonuç elde ettim. Elde edilen sonuç o dönem için hedeflenen kullanıcı kitlesinde %2.7 gibi oldukça düşük bir rakama denk düştü. Yapılacak yatırım ile kıyaslandığında, elde edilecek etkinin zayıflığı firmayı mobil uygulama yapma fikrinden vaz geçirdi. Dolayısı ile ayrılan bu bütçe yine başka verileri kullanarak elde ettiğimiz analizler sonucu başka bir alanda değerlendirilebildi. Böylece en azından yatırımın geri dönüşü olarak, diğeri ile kıyasladığımızda çok daha başarılı bir iş yapılmış oldu.
Geleneksel firmalar yüz yüze görüştükleri 15-20 kişi ile çözüm üretmeye çalışırken, büyük verinin gücünden faydalanmayı bilenler, 15-20 milyon kullanıcının verilerini değerlendirerek çalışıyor olacaklar. Ayrıca çok daha odaklanmış hedef kitleler için, sınırları çok daha belirgin çalışmalar ortaya çıkarabilecekler. Saçma dolu çakaralmazla, kör karanlığa silah patlatma devri kapanıyor diyebiliriz. Büyük veri, kim olduğu konusunda çok detaylı bilgimiz olan kullanıcının, tam olarak nasıl hedeflenmesi gerektiğine ilişkin bilgiler sunacak. Bu da ister istemez aklı başında bir çok reklamcıyı bu bilgiden faydalanmaya yönlendirecek.
Geleceğin reklamcılarının mutlaka bu günden Data Mining konusunda bilgi sahibi olması gerekiyor. Reklamcılar zaman içinde mutlaka istatistikçiler ile birlikte çalışmak zorunda kalacaklar. Bunun doğal sonucu olarak strateji departmanlarının, veri toplamayı bilen, toplanan büyük verilerin nasıl işleneceğini, dağıtık bilgisayar ağlarında çalışabilen bilişimcileri ve toplanan büyük verilerden anlamlı sonuçlar çıkarmak konusunda uzman istatistikçileri bünyesine dahil etmesi gerekecek.
Sadece reklam sektörü değil, bildiğimiz hemen her sektör büyük veri dalgasından etkilenecekmiş gibi gözüküyor.
Web 2.0 uygulaması sayabileceğimiz Facebook, Youtube, Twitter ve benzerleri nasıl dünyayı bambaşka bir yer haline getirdiyse, Web 3.0 ya da semantik web yakın gelecekte, geride kalan her şeyin tozunu atacakmış gibi gözüküyor.

Post Divider

Dijitalin geleceği

Başta şunu belirtmek gerekir ki; iyi fikir, her zaman, her dönemde iyi fikirdir. Samimiyet ise hemen anlaşılan ve modası hiç geçmeyecek bir şeydir. Dolayısıyla bugün de gelecekte de fikri iyi olan, hedeflediği kitle ile samimi ilişki kurabilen ürünler başarılı olmaya devam edecek ve bu dijital dünya iletişimcilerinin gelecekte daha çok sahip çıkması ve başarması gereken bir olgu olacak.
Dijital dünyanın zaman içinde evrimine baktığımızda, giderek son kullanıcının daha fazla sürece dahil olduğunu uzun zamandan beri gözlemliyoruz. Web 2.0 teknolojilerinin artık gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmesi ile birlikte, son kullanıcının aktif olarak katılım gösterdiği ürünlerin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Facebook, Youtube, Twitter ve benzeri sitelerin ne kadar güçlü araçlar olduğunu burada açıklamama sanırım gerek yoktur.
Dolayısı ile gelecek için son kullanıcının çok daha fazla ön plana çıkması, şu anki gidişatın doğal bir sonucu. Kullanıcıların marka ile daha fazla etkileşime geçebildikleri sosyal araçlar sayesinde, marka bilinirliğine, güvenilirliğine ve imajına katkı sağlamalarını etkileyecek çalışmaları gelecek dönemde daha sık göreceğiz. Bunun bir yansıması olarak, Power User olarak tanımladığımız marka elçilerinin sosyal araçlar sayesinde bulunması, yönlendirilmesi ve daha etkili kullanıcılar haline getirilmesi, kaçınılmaz olarak yakın zamandaki dijital stratejilerin önemli bir parçası haline gelecek.
Çok kişi tarafından bilinmektense, gerekli, önemli, etkili kişiler tarafından tavsiye edilen bir marka haline gelmek, marka kimliği açısından giderek daha büyük önem kazanacak. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Ünlü kişilerin marka hakkında iyi şeyler söylemesinden çok, konuya hakim olduğu anlaşılabilen birinin marka hakkında olumlu eleştirilerde bulunması, hem daha samimi hem de daha etkili. Her sosyal ortamda aynı güçte ve etkinlikte var olmaya çalışmaktansa, marka ile gerçekten ilgili kullanıcılara erişmek ve onların seslerinin daha duyulur şekilde çıkmasını sağlayacak kampanyalar yürütmek, bu alanda yapılması gereken çalışmalardan sadece bir tanesi. Bu çalışmaların teşvik etmek, ödüllendirmek, desteklemek gibi farklı şekillerde kendini gösterecek.
Bunu başarabilmek için öncelikle iyi ölçümleme araçlarına sahip olmanız gerekiyor. Ölçmediğiniz şeyi yönetemezsiniz. Dolayısı ile gelecekte, çok farklı amaçlar için kullanılacak, farklı çözümler üreten ölçüm araçları giderek daha çok önem kazanacak. Son yıllarda “Big Data” konusunun giderek önem kazanmasının nedenlerinden bir de bu olsa gerek.
Büyük veri setlerini işleyebilmek, bu veriyi işleyebilecek cloud computing alt yapılarına hakim olmak, bir çok cluster üzerinde anlık çalışabilmek, Solr, Map Reduce (Hadoop gibi), R Statistic gibi araçları etkili olarak kullanabilmek, fakat daha da önemlisi tüm bu işlenen verilerden son kullanıcıyı ilgilendirecek anlamlı sonuçlar çıkarabilmeyi başarmak, yani “big data” yı “better data”ya dönüştürebilmek geleceğin önemli konuları olacak.
Marka hakkında dijital dünyadaki diyalogları dinlememizi sağlayan yazılımlar ve veri madenciliği (data mining) araçları da dijital stratejinin önemli bileşeni olacak. Yine bir “Big Data” konusu olarak ele alabileceğimiz bu sistemlerde, çoklu cluster alt yapılarında mining yapabilen, Topladığı veri setleri içinden anlamlı sonuçları hızlı şekilde ayrıştırabilen araçların ön plana çıkacağını düşünüyorum.
Kısaca özetlemek gerekirse Sosyal mecralara haftalık 3-5 tane ilgi çekici içerik paylaşıp, arada sırada da sorulara yanıt verme dönemi geride kaldı. Diyaloğun çok daha ön plan çıkacağı, ve bu diyaloğu yönetebilmeyi başaranların sivrileceği bir döneme doğru ilerliyoruz. Bunu başarabilmek için karşınızdaki kullanıcıyı çok iyi tanımak ve en önemlisi ona değer vermek gerekiyor. “Power User”ların gerçekten başkalarının kararlarını etkilemekte ne kadar güçlü olduklarını hep birlikte göreceğiz. Ayrıca analiz için çok daha güçlü araçlar kullanmak gerektiğini bir kez daha anımsatmakta fayda var.
İyi bir diyalog kurabilmenin önemli bir kaç bileşeni var. Öncelikle diyaloğun nerede ve kimler tarafından nasıl sürdürüldüğünü belirlemenizi sağlayacak araçları, etkin şekilde kullanabilme becerisi. Hatta gerekli araçları kendi içinde geliştirebilecek bir takımızın olması.
Sonrasında bu diyaloğu sizin tarafınızda sürdürecek kişinin konu hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olması.
Diğer bir önemli konu ise iletişimi kesintisiz olarak sürdürebiliyor olmak. Diyaloğu gerektiği noktada vermek istediğiniz mesaja uygun olarak biçimlendirebilecek iletişim becerilerine sahip olmanız.

Genel olarak özetlemek gerekirse gelecek, birilerinin üretim, diğerlerinin tüketimine sunduğu bir ortam olmaktan uzaklaşıp, birlikte ürettiğimiz ve birlikte tükettiğimiz bir ortam olmaya doğru evriliyor. Bu ortamda başarılı olabilmenin yolu, karşınızdakini, özellikle etkin kullanıcıları önemsemekten, onlara değer vermekten ve onları da sürece dahil edecek çözümler üretmekten geçiyor. Teknolojik araçları etkili kullanmak, yeri geldiğinde bu araçların gücünden faydalanmak gerekli.

Campaign dergisi Mart 2013 sayısı dijital eki için yazdığım yazı

Post Divider

Zorla Virallik olmaz

Aslına bakarsanız reklamcılık ya da pazarlamanın dijital ve geleneksel diye ayrılmasını çok doğru bulmuyorum. Mecrası ne olursa olsun, reklam öncelikle iyi fikir üzerine kurulur. İyi fikrin, başarılı şekilde uygulanması sonucunda karşımıza iyi reklam çıkar. Dijital ürünlerin, dağıtım ücreti olmadan geniş kitlelere yayılabiliyor olması, onun genelde ucuz reklam türü olarak algılanmasına neden oluyor. Ayrıca uzun bir dönem boyunca geleneksel reklamların yanına eklemlenen bir ek, bir hoşluk olması da böyle algılanmasının nedenlerinden biri. Bazı eski kafa reklamcılar için dijital alan hala, kendi yaptıkları çalışmanın, başka bir mecrada kopyalanmasından ibaret. Afiş olarak yapılan çalışmayı boyut olarak ufaltıp bannera veya Facebook postingine dönüştürünce ya da reklam olarak çekilen videoyu Youtube’da yayınlayınca işin dijital kısmını da çözdüğünü düşünenler var. Bir işin kopyalanarak diğer mecralara taşınması ile, kampanyayı oluşturan fikrin yeni mecralarda yaşayacak şekilde ve her mecranın kendi dinamikleri göz önünde bulundurularak yeniden üretilmesi birbirlerinden tamamen farklı şeyler. Konuştuğum bir çok reklamcı bu farkın gayet ayırdına varmış gibi gözüküyor ama ortalık niyeyse bir sürü kötü uygulamadan geçilmiyor. Ucuz çekim prodüksiyonu ile üretilmiş, kötü fikirli reklam videolarını internete bırakınca viral video yaptığını sanan cahiller sürüsü emin olun tahmin ettiğinizden daha kalabalık.
Hadi viral video yapalım diyerek çekilen ve reklamcıların arkadaşlarından başka kimsenin izlemediği, virüs gibi yayılmak şöyle dursun ancak terliksi hayvan gibi kıvrılıp kalan videolar çöplüğü ile dolu internet. Youtube ve benzeri kanallardaki izlenme rakamlarına bakarak, bazı abuk sabuk işlerin de çok izlendiğini, herkese yayıldığını falan sanmayın. Parasını verdiğiniz zaman, istediğiniz şeyin rakamını arttırmak tahmin ettiğinizden daha kolay. İster reklam vermek gibi legal yöntemlerle, ister yarı legal, ister illegal yöntemlerle bu rakamları istenilen noktaya çekmek mümkün.
Zorla virallik olmaz (mı?) Bal gibi olur. Dandik bir fikri, cep telefonu ile çekersin, çektiğin videoyu belli başlı tüm video sitelerine yüklersin. Burası TV değil arkadaş, zorla nasıl izleteceğim diye düşünme. Parasını verdiğinde bu videoyu senin için kendi mecralarında yayacak bir sürü küçük girişimci var ortada. Ya da başka bir çok yöntemle videonu birilerine zorla izletecek açıkgöz. İnternet bu istersen neler olmaz.
Sektörün bu kafa yapısından ne kadar zarar gördüğünü tahmin etmek sanırım hiç de zor değil. Sadece izlenme rakamını değerlendirerek işin başarısını ölçen bir çok reklam veren için iyi iş ile kötü işi ayırmanın güçleşiyor. İyi iş ortaya koymak için çabalayan ve bunun için uzun çalışma saatleri boyunca, emek sarf eden strateji, yaratıcı ekip, prodüksiyon gibi bir çok farklı kolu olan büyük bir takımın da yaptığı iş ucuzluyor. Ucuz iş yapan tercih edilir hale gelince, üretim fiyatları ister istemez düşüyor. Dolayısı ile bu düşüş, işini iyi yapmaya çalışanın da maaşına yansıyor. Zincirin bir halkası kokuşunca, çürümüşlük diğer halkalara da sirayet ediyor. Piyasa geneline vasatlık hakim olunca, yaratıcı beyinler de eskisi kadar ışıltılı meyveler vermeye çalışmıyor. Bir mal zararına satılamayacağı için, tüm bu reklamcılık pisliğinin faturası da tüketiciye ödetiliyor. Ürünler, bu iş bilmezler sürüsü yüzünden gereksiz yere pahalılaşıyor.
Sonuç her yıl öne çıkan gerçekten başarılı bir kaç çalışma dışında, reklam adı altında üretilmiş bir araba çöplük. Bir ara, bu kadar çöpün neden ve nasıl ödüllendirildiğini de detayları ile yazarım.

Post Divider

Roman ve eleştiri üzerine

Biliyorum bir çok kişiye çok garip gelecek ama, özellikle bizim memleket kapsamında en önemli eksiğimizin roman olduğunu düşünüyorum. Bunca gediğimiz varken neden böyle bir yazı yazdığımı biraz açayım. Roman, ile anlatı birbirlerinden farklı şeylerdir. Roman, bir toplumun içindeki farklı karakterlerin, o toplumun merkezinde duran konuları, sorunları kendi bakış açıları ile tartıştıkları yerdir. Roman, yazarın içinde yaşadığı topluma getirdiği eleştiridir. Anlatı ile arasındaki en temel fark da burada yatar. Roman çok kısa ve öz tanımı ile eleştirmek için yazılır. Yazarın, romana başlarken bir derdi vardır ve karakterlerini kullanarak bu derdini tartışılır bir düzleme taşır. Roman geleneği gelişmemiş toplumların bu anlamda bir eleştiri geleneği yoktur ya da cılızdır.
Roman geleneği yoktur demekle, bizde romancı yoktur demeye çalışmıyorum. Bir gelenek, yüzlerce yılda, binlerce deneme ve süzülme sonucunda oluşur. Dolayısı ile Türk romanı, henüz yeşermesini yeni yeni tamamlamakta olan, henüz sürekli olgun meyveler veren bir ağaca dönüşememiştir. Bir toplumda eleştiri geleneğinin yerleşikliği, o toplumun roman geleneğin oturmuşluğu ile eşdeğerdir.
Bu perspektiften bakıldığında, eleştiri bilmezliğimiz biraz daha anlamlı bir boyut kazanıyor. Eleştiri dediğimizde hemen olumsuz bir şeyden söz ediyormuşum gibi algılandığının gayet farkındayım. Toplum olarak eleştirinin, gelişim sürecinin kaçınılmaz bir parçası olduğunu ıskalıyoruz sürekli. Ortaya koyduğumuz herhangi bir yapıtın eleştiriliyor olması kadar hiç bir şey kızdırmıyor bizi. Yaptığımı övmeyeceksen eğer, mutlaka kötüleyeceksin tavrı kadar yaygın ve yerleşik bir tavrımız yoktur herhalde.
Bu yerleşik tavrın sonucu olarak da son derece tahammülsüz bir toplumuz. Birbirimize uyguladığımız ve uygulanmasına alıştığımız zulmün kökünde işte tam anlamı ile bu tahammülsüzlük var.
Bizim söylediklerimizi söylemeyen herkese karşı, anlayamaya çalışarak değil, susturmak için fırsat kollayarak yaklaşıyoruz. Kürt meselesi de böyle, batılılaşma da böyle, türban konusu da böyle. Çabamız daha fazla bağırmak ya da fırsatını bulup sindirmek yönünde.
Bu ülke de Atatürk’ü eleştiremezsin, Dini hiç eleştiremezsin, bir şeyin eleştirilebilir hale gelmesi için, elindeki tüm gücün alınmış, sindirilmiş, bastırılmış olması gerekir. 5-10 yıl önce orduyu eleştiremiyorduk, şimdi eleştirilebilir hale gelmiş olması, biz toplum olarak aşama kaydettiğimiz için değil, ordu 5-10 sene önceki kadar baskıcı olabilecek iktidara sahip olamadığı için. Bu ülkede evde anne babandan başlayarak iktidarın daha üst mekanizmalarına kadar uzanan bir zincirin hiç bir halkasını eleştiremezsin. Bu toplum eleştiriyi gelişmiş toplumların en önemli bileşeni olarak değil, düşmana yataklık, dış mihraklara yaltaklık ve milli davamıza karşı kaltaklık olarak algılar.
Ezerek yetiştirdiği bireylerinden, özellikle yönetim kademesinde verim alamadığı için de, batı eğitimi görmüş, batıda serbestçe eleştirebilmenin özgürlüğünü bir yaşam pratiği haline getirmiş kişileri tercih eder yönetici olarak.
Roman olmadan eleştirel bir toplum, eleştiri olmadan da gelişim olmaz.

Post Divider

Veri Görselleştirme

Bu yılki Webit konfreransında en çok ilgimi çeken konulardan biri Büyük veri (Bigdata) üzerine farklı konuşmacıların tekrar tekrar dikkat çekmesi oldu. Bir sonraki yazımda bu konu ile ilgili olarak topladıklarımı paylaşmayı planlıyorum. Fakat o zamana kadar özellikle veri görselleştirmesi ile ilgilenenler için popülerden, exper düzeyine kadar çeşitlenen aşağıdaki sitelerde gezinmek zihin ve göz açıcı olacaktır.

Infomation Graphics

Data visualizations on  the web all in one place
http://visual.ly/

Blog that focuses solely on showcasing the best Infographics all in place
http://infographicjournal.com/

Collection of the best of the web infographics with a nod and a wink to some exciting graphic design
http://www.infographicsshowcase.com/

New infographics every day
http://dailyinfographic.com

Marketing Information graphics
http://pinterest.com/agenceindigo/digital-marketing-infographics/

Infographic of the Day
http://www.fastcodesign.com/section/infographic-of-the-day

Bon Expose presents the latest discoveries from the wonderful world of art, design, photography, and much more
http://www.bonexpose.com/?s=infographics

All kinds of intriguing maps—real, fictional, and what-if ones
http://bigthink.com/blogs/strange-maps

Guardian Data Blog: Facts are Sacred
http://www.guardian.co.uk/news/datablog

Information / Data visualizations

Pop Culture of visualizations

http://www.informationisbeautiful.net/
http://flowingdata.com/
http://datavis.tumblr.com
http://datavisualization.ch/
http://datavizchallenge.org/

Scientific / Artistic Visuals

http://infosthetics.com/
http://www.visualcomplexity.com/vc/
http://stamen.com/

İnformation and data visualizations art

http://www.generatorx.no/
http://www.levitated.net/
http://www.complexification.net/gallery/
http://marumushi.com/projects/newsmap
http://www.bewitched.com/
http://www.theyrule.net/

Festival /  Conference

http://eyeofestival.com/

Books and People you may like: 
(if you intrest theory behind information Visuals)
Theory
http://www.maedastudio.com/index.php
http://www.edwardtufte.com/tufte/

Execution
http://www.flong.com/
http://benfry.com/

Expert Level Books
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/1852337893/chaomeichensh-20/104-5163037-4934361
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0596514557/ref=nosim/benfrycom-20

Post Divider

Yönetim 2.0

Özellikle Web 2.0 uygulamalarının büyük paralar kazanması ile birlikte, bir çok yatırımcı internet çağının hızlı getirilerinden pay almak için uzunca bir süredir arayışta. Hali hazırda var olan şirketler de, Web 2.0’ın getirdiği, ucuz dağıtım ağları, birebir kullanıcı ile iletişim kurabilme, geniş kitlelere seslenebilme gibi fırsatlardan sonuna kadar faydalanmak istiyor.

Fakat 1.0 Yönetim yapısı ile 2.0 koşullar arasında sürekli olarak çatışma çıkıyor. Daha önce istemediği haberi, gazetenin reklam müdürünü arayarak engelleyebilen firmaların, binlerce takipçisi olan, kim olduğu belirsiz veletlerle başı büyük dertte. Arayıp soruyorlar: O tweeti silemez miyiz?, o sayfayı kapattıramaz mıyız? Hayır! Silemezsiniz de, kapattırmazsınız da.
Dünya 2.0’a hoş geldiniz
Yönetim 2.0 ve 1.0 dediğim zaman neyi kastediyorum: Continue reading »

Post Divider

Sosyal web

 

 

 

 

 

 

 

 

Guru lafını zaten bir türlü sevemedim gitti. İnternet kadar hızlı değişen bir şeyin gurusu nasıl olunabiliyor onu zaten anlamıyorum. Özellikle Sosyal Medya gurusu lafı beni gerçekten düşündürüyor. Bir iki sitenin(Facebook, Twitter) olanaklarını biliyor ve kullanabiliyor olmak insanı devasa bir kavramın en üst mertebesine nasıl taşıyor anlayabilmiş değilim. Açıkçası kendi adıma her zaman için çaylağı olup, daha öğrenecek çok şey varmış gibi hissediyorum. Okudukça, bilgiden çok şüphem oluyor maalesef. Continue reading »

Post Divider

Şirket 2.0

Kullanıcının ürünün ya da hizmetin nasıl olacağı konusunda ciddi söz sahibi olacağını söylemek, bu gün bile bir çoğumuz için fazla ilerici bir söylem. Bu gün hala varlıklarını sürdüren bir çok firma için müşteri, ürünü satın alana kadar önemini koruyan kişilerden ibaret. Gelecekte bu tip firma ve üretim biçiminin ortadan kalkması kaçınılmaz. İşte bu nokta şirket 2.0 kavramının başladığı yer.

Birlikte çalıştığımız çoğu firma için sosyal medya aslında diğerleri (rakipler, başka firmalar) var olduğu için var olmaları gereken bir alan. Piyasada maalesef çok nadir, bu konuda düzgün bir stratejisi olan bir kurumla karşılaşabiliyorsunuz. Hatta karşılaşmama olasılığınız bir hayli yüksek diyebilirim. Continue reading »

Post Divider